KARA KLANIN YAŞAM SAHASI

İnsanlar arasındaki haksızlıkları "büyük balık, küçük balığı yutar" telkiniyle makul ve doğal gibi gösteren yorumlar...
"Babana bile güvenme" ve "kimsenin gözünün yaşına bakma" gibi telkinlerle, insanları acımasız bir bireyselliğe iten sözde "akıl hocaları"...
Sabır, fedakarlık, tevazu gibi güzel ahlak özelliklerini, saflık gibi göstermeye çalışan gizli ve açık telkinler...



 

 

Klanın teşvik ettiği toplum yapısı, her türlü ahlaksızlığın meşru görüldüğü, bütün manevi değerlerin göz ardı edildiği bir yapıdır. Böyle bir ortamda yalnızca ahlaksızlık yapanlar değil, tüm toplum büyük zarar görür.

 

 

Eğer etrafınızı biraz dikkatli incelerseniz, bu gibi telkinlerin çok yoğun ve sistemli bir biçimde yapıldığını görebilirsiniz. Dünyanın pek çok ülkesinde; bazı basın, televizyon, reklamcılık, sinema, edebiyat, mizah gibi kültürel araçlarda, bu temalar ısrarla ve hep aynı mesajlarla işlenir. Bu propagandanın mimarları, din ahlakının insanlara öğrettiği gerçekleri ve değerleri göz ardı etmeye, buna karşılık inançsızlık ve ahlaksızlığı ön plana çıkarmaya çalışırlar.


İşte bu evrensel propagandanın ardında, bu sitede inceleyeceğimiz "kara klan" vardır. Bu klanın teorisyenleri, kurdukları din ahlakının dışındaki dünyayı süslü göstermek için hummalı bir faaliyet içindedirler. Öncelikle Allah'a olan inancı yok etmeye, insanları din ahlakının öğrettiği değerlerden uzaklaştırmaya çalışırlar. Bir yandan da insanları fuhuş ya da eşcinsellik gibi günah ve sapıklıklara özendirmeye, bunların doğal, meşru ve hatta makbul görüldüğü bir sosyal ortam oluşturmaya çalışırlar. Bu sosyal ortam, onların, kurmuş oldukları kirli ve karanlık dünyayı yaşamak için ihtiyaç duydukları yaşam sahasıdır.
Halkın önemli bir kesimi ise -klanın ahlaksızlıklarının boyutunu tam anlamı ile bilmemesine rağmen- bu durumdan çok rahatsız olmakta, ancak bu klanın neden olduğu çarpıklıklara nasıl engel olabileceğini ve bunların ne şekilde ortadan kaldırılabileceğini bilememektedir. Bu nedenle de çoğunluk, bu kara klanla ve onu karanlık felsefesi ile mücadele etmek yerine onlardan yüz çevirmeyi, kendilerine onların tarzından farklı bir yaşam kurmayı yeterli görür. Söz konusu klan mazlum halka dehşet verecek yöntemlere, sinsi politikalara ve acımasızlığa sahiptir. Ancak, Allah'ın "... Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez..." (Maide Suresi, 105) ayetiyle bildirdiği gibi, samimiyetle doğru yola uyanlar Allah'ın koruması altındadırlar ve iyilik için yürüttükleri çalışmalarda Allah onları muhakkak başarılı kılacaktır.


İlerleyen bölümlerde daha detaylı olarak göreceğimiz üzere, kara klan insanlar üzerinde tahmin edilenin ötesinde bir etkiye sahiptir ve bu etkinin ortadan kaldırılması, klanın faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve bu yapının dayanağı haline gelmiş ideolojilerin fikren yıkılması ile sağlanacaktır. Bu yüzden öncelikli olarak yapılması gereken, klanın biraz daha yakından tanınması, zihniyetinin, uygulamalarının ve planlarının her yönü ile açığa çıkarılması olmalıdır.

Kara Klanın Ahlaksız Dünyası

Klanın özelliklerini sıralarken, klanı biraraya getiren unsurların başında ahlaki dejenerasyon ve karanlık bir hayat olduğunu belirtmiştik. Bugün dünya geneline bakıldığında, bu dejenere yapının uluslararası bir şebeke tarafından ayakta tutulduğu açıkça görülebilir. Kimi gazeteler ve televizyonlar tarafından çoğu zaman ahlaksızlıkların modernlik ve çağdaşlık adı altında savunuluyor olmasının, ahlaksızlıkları ile ünlü kişilerin herşeye rağmen isimlerinin gündemde tutulmasının, onlara karşı gizli bir hayranlık oluşturulmaya çalışılmasının nedeni de ahlaksızlığın klanın önemli gelir kaynaklarından birisi olmasıdır. Dikkat edilirse, günümüzde ahlaksızlık propagandasının en önemli sloganları, "modernlik", "çağdaşlık", "cesurluk" ve "özgürlük"tür. Kuşkusuz modern bir dünya görüşüne sahip olmak, çağın gelişmelerini yakından takip etmek, yeniliğe açık olmak güzel özelliklerdir. Ancak klanın hedefi, her türlü ahlaksızlık ve sapıklığı bu süslü telkinlerin ardında, insanlara olağanmış gibi sunmaktadır. Bu nedenle başta gençler olmak üzere bazı insanlar, farkında olmadan klanın yoğun telkinleri altında, ahlaksızlığın aslında çağdaşlığın bir gereği olduğunu düşünür. Bundan çok değil on yıl önce insanların kınadıkları ve kesinlikle karşı oldukları çeşitli tavır ve davranışların, bugün artık birçok kişi tarafından olağan karşılanmaya başlanmış olması, hatta bunları eleştirmenin yanlış olduğu inancının yaygınlaşması klanın propagandasının cahil kimseler üzerinde ne kadar etkili olduğunun göstergesidir. Dünyanın pek çok yerinde bazı televizyonlarda ve kimi magazin dergilerinde sergilenen ahlaksızlıklar, bugün artık evlilik dışı ilişkilerin, fuhuşla geçimini sağlamanın, eşcinselliğin, kumarbazlığın, yolsuzluğun, israfın son derece yaygın olduğunu göstermekte ve daha da kötüsü bu haber ve görüntülerle halkın bilinçli olmayan kesimleri de benzer bir yaşama özendirilmektedir.


 Milliyet, 29 Ağustos 2002 -
 Star, 30 Mart 2001
 Kumarın yaygınlaşması ve yolsuzluğun  artması toplumsal çöküntünün diğer önemli  göstergelerindendir.

Dünyanın pek çok ülkesinde, ahlaksızlığın halkın geneline yayılması için, toplumca tanınan kişileri kullanarak özendirme propagandası yapmak oldukça etkili bir yöntemdir. Aslında ruhsal sorunları olan, büyük bir çöküntü içinde yaşayan, kültür seviyesi oldukça düşük, kavrayış yeteneğinden yoksun kimi insanlar dünya televizyonlarında, ahlaksızlıkları örnek verilerek, sözde "modern, çağdaş, cesur" insanlarmış gibi lanse edilmekte ve halka "siz de çağdaşlaşmak istiyorsanız benzerini yapın" telkini verilmektedir. Yabancı müzik kanallarında ürkütücü kıyafetler giyen, korkunç makyajlar yapan radikal müzik gruplarının sürekli gündemde tutulmasının, satanizm gibi sapkın inanışlara sahip kişilerin sık sık söyleşi programlarına çıkarılmasının, bu marjinal olarak tanımladıkları sapkın kişilerin ciddi bir kınama veya eleştiri ile karşılaşmayıp sürekli "sempatik" gibi gösterilmelerinin temelinde de aynı hedef vardır. Bu nedenle söz konusu propagandanın en "değerli" malzemeleri olan fahişeler, hırsızlar, uyuşturucu kullanıcıları kara klan tarafından ısrarla korunup kollanmaktadır. Kimi zaman çok ileri gittiği düşünülen kişiler kınanıyor gibi gösterilse de, aslında halkın bilinç altına verilen telkin tam tersi yöndedir. Çünkü bu kişiler, klan tarafından yeni "gelir kapıları" için bir tür tuzak olarak kullanılmaktadırlar. Buna karşılık bu kişiler de, klanın kendilerini her koşulda koruyacağını düşündükleri, klanın kurallarına uydukları müddetçe bir zararla karşılaşmayacaklarına inandıkları için pervasızca ahlaksızlıklarını sürdürmektedirler.


1990'ların Sonunda Dünya Genelinde Uyuşturucu Sorunu

 

Vatan, 01 Eylül 2002
Hürriyet, 27 Aralık, 1999


Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz. (Araf Suresi, 81)

Bu ittifakın dünya genelinde oluşturduğu olumsuz etki yapılan istatistiklerin sonucunda açıkça görülmektedir. Kara klanın önemli gelir kaynaklarından biri olan uyuşturucu ticareti nedeniyle, uyuşturucunun tuzağına düşenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Yapılan araştırmalar son on yıl içinde özellikle gençler arasında uyuşturucu kullanımının daha da yaygınlaştığını, uyuşturucuya başlama yaşının ise ortaokul çağına kadar düştüğünü göstermektedir. Bundan on yıl önce, 1992 yılında yapılan bir araştırmada, İngiltere'de gençlerin %50'sinin uyuşturucu kullandığı, %30'unun ise bağımlı oldukları tespit edilmiş, bugün ise bu oranlar daha da yükselmiştir. Amerikalıların da 1988-1995 yılları arasında uyuşturucuya 57.3 milyar dolar harcadıkları tespit edilmiştir. Birleşmiş Milletler'in 90'lı yılların sonunda yaptırdığı araştırmaya göre ise, dünya genelinde 15 yaş ve üzerinde uyuşturucu kullananların sayısı yaklaşık 200 milyondur. Buna göre dünya nüfusunun yaklaşık %5'i uyuşturucu kullanmaktadır. Yine aynı araştırma, 90'larda dünya ülkelerinden en az 134'ünün uyuşturucu sorunu ile yüzyüze olduğunu, Pakistan'da, 80'lerin başında çok az olan uyuşturucu kullanıcılarının sayısının 90'larda 1.5 milyon kişiye çıktığını göstermektedir. 4

 

Klanın bir diğer gelir kaynağı olan fuhuş da hızla yayılan ahlaksızlıklardandır. Günümüzde dünyanın pek çok ülkesinde çocuk denecek yaştaki kız ve erkek çocukları para karşılığında, hatta kimi zaman bizzat aileleri tarafından fuhuşa itilmektedirler. Daha korunması ve bakılması gereken bir yaşta meta olarak kullanılan bu çocukları kurtarmak için tüm dünyanın birlik olması gerekirken, Filipinler gibi fuhuşa itilen çocukların yaygın olduğu ülkeler en gözde turistik mekanlar arasında sayılmaktadır. 1995 yılında Tayland'da hükümet bütçesinin %60'ı fuhuştan karşılanmıştır. Hindistan'da ise fuhuş yapan kadınların sayısı, BM verilerine göre yaklaşık 8 milyondur.5 Dünyanın çeşitli ülkelerinden pek çok turist her yıl yalnız bu amaçla söz konusu bölgelere akın etmektedir. Amerika'da ise en az 100 bin çocuğun fuhuş ticaretinde kullanıldığı bildirilmektedir. Fuhuş suçuyla Amerikan çocuk hapishanelerinde bulunan çocukların sayısı 300 bin ile 600 bin arasında değişmektedir.6 Yine Amerika'da yaklaşık 2 milyon gencin sokaklarda yaşamını sürdürdüğü ve bunların büyük bir kısmının fuhuş yaptığı tahmin edilmektedir.7 Fuhuşla birlikte zina da yaygınlaşmakta, evlilik dışı ilişkiler son derece olağan karşılanırken, evlilik dışı ilişkilerden doğan çocuklar önemli bir toplumsal sorun haline gelmektedir.



Evrensel, 21 Aralık 2001
Güneş, 4 Eylül 2001
Evrensel, 6 Eylül, 2001
Akşam, 18 Eylül 1999
Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister; şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma ile sapmanızı isterler.
(Nisa Suresi, 27)

Bunların yanı sıra toplumsal çöküntünün önemli göstergelerinden olan rüşvet, yolsuzluk, tefecilik, sahtekarlık, israf, haksızlık, adalet sisteminin çökmesi gibi olaylar da klan tarafından desteklenir. Hatta bu çöküntü bazı ülkelerde kimi zaman öyle bir aşamaya gelir ki, ülkeyi yönetenlerin de içine dahil olduğu sistem tamamen klanın kontrolü altına girer. Yürütme, yargı ve yasama kurumlarında klanın hakimiyeti yoğun olarak görülür. Bazı Latin Amerika ülkeleri bunun en çarpıcı örneklerindendir. Bu ülkelerde dejenerasyon ve toplumsal çöküntü öyle bir aşamaya gelmiştir ki, artık uyuşturucu ticareti bizzat devlet tarafından yürütülmekte, hemen her gün faili meçhul cinayetler işlenmekte, uyuşturucu kartelleri ve benzeri suç şebekeleri adalet sistemini ve devletin güvenlik güçlerini istedikleri gibi yönlendirip kullanabilmektedirler.
Klanın menfaat sağladığı bu düzenden kuşkusuz halk hem maddi hem de manevi olarak büyük zarar görmektedir.
Bu sistem, Kuran ahlakı ile taban tabana zıt olan bir sistemdir ve verdiği zararın ortadan kaldırılması ancak din ahlakının insanlara öğrettiği erdemlerin toplum tarafından benimsenmesiyle olacaktır. Allah, Kuran'da klan tarafından teşvik edilen ahlaksızlıkların kesin olarak insanlara haram kılındığını bildirmektedir:
Zinaya yaklaşmayın, gerçekten o, 'çirkin bir hayasızlık' ve kötü bir yoldur. Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin... Erginlik çağına erişinceye kadar, -o da en güzel bir tarz olması- dışında yetimin malına yaklaşmayın. Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur. Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutun ve dosdoğru bir tartıyla tartın; bu, daha hayırlıdır ve sonuç bakımından daha güzeldir. Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalb, bunların hepsi ondan sorumludur. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. Bütün bunlar, kötülüğü olan, Rabbinin Katında da hoş olmayanlardır. (İsra Suresi, 32-38)


Görüldüğü gibi klanlaşmış bir yapıya sahip olan bu grubun, savunuculuğunu yaptığı ve varlığını devam ettirebilmesini sağlayan yaşam tarzı, din ahlakının tamamen tersidir.
Din ahlakı insanlara vefakarlığı, dürüstlüğü, adaleti, fedakarlığı, hakkı ne pahasına olursa olsun savunmayı ve adaleti emrederken, kara klanın ahlakı insanların bencil, acımasız, çıkarcı, hilekar, dolandırıcı, yalancı olmasını gerektirir. Klanın düzeni ancak o zaman devam edebilir. Her bir klan üyesi bu kirli düzen içerisinde kendisine bir yol bulmuştur ve hayatını devam ettirebilmesi için bu yolun asla kapanmaması lazımdır. Kimileri rüşvet ve haksız kazanç ile, kimileri mazlumların hakkını ve emeğini sömürerek, kimileri fuhuş ve uyuşturucu ticareti sayesinde varlıklarını devam ettirirler. Sistemlerini devam ettirebilmeleri için çevrelerinde rüşvet verebilecekleri ve rüşvet alabilecekleri ahlakta kişilerin, fuhuş yapmayı kabul edebilecek, uyuşturucu kullanacak ve uyuşturucuyu yayacak insanların olması ve hepsinden önemlisi kimsenin bu çirkinliklere ve haksızlıklara karşı fikri mücadele yapmaya cesaret edememesi gerekir. Oysa din ahlakı hem bu pislikleri ortadan kaldırır, hem de kötülüklere karşı güçlü bir fikri mücadele içine girecek insanların yetişmesine vesile olur. Bu ise kara klanın çökmesi demektir.


Klanın İçinden "İş Adamına Öğütler"



 

 

... Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız."
(A'raf Suresi, 85)

 

 

Kara klanın buraya kadar tasvir ettiğimiz yapısı, bizzat bu klanın içinde yaşananlara şahit olan bazı kimseler tarafından da zaman zaman ifade edilmektedir. Bu konudaki ilgi çekici bir "itiraf", yayınlandığı sıralarda oldukça ses getiren Genç Bir İş Adamına isimli kitaptır. Kitabın yazarı, uzun yıllar iş dünyasında yer almış, ancak sonra bu dünyadaki ahlaki dejenerasyondan rahatsız olarak kendisine daha sade bir hayat kurmuştur. Kitabında, klanın içinde "başarılı bir iş adamı" olmak için yapılması gerekenleri hicvederek anlatmaktadır.
Ancak elbette tüm iş dünyasını veya her iş adamını söz konusu kitapta yer alan bilgilere göre değerlendirmek doğru değildir. Pek çok iş adamı, dürüstlükten ve ahlaki değerlerden hiçbir taviz vermeden kendi alanlarında büyük başarılar elde etmektedir. Bununla birlikte, bu kitapta yer alan ahlaksızlıkların iş dünyası içinde yayılmasını isteyen bir gücün varlığı da göz ardı edilemez.
Kitapta anlatılan dünya, kara klanın oluşturmak istediği yapının küçük bir modelidir. Genç İş Bir Adamına adlı kitaba göre, bir iş adamının ilk yapması gereken, "ruhunu satmak ve vicdanını susturmak"tır:
Ruhunu sat. Hemen, bir an önce sat ve kurtul. Nerede ve nasıl mı satmalısın? Piyasa seni bulacak merak etme! Ondan sonrası daha kolaydır.8
Vicdan; okyanusları aşar gelirsin, buna takılırsın. Psikiyatristlere "düşersin". Hint felsefelerine sarılırsın. Uzak yerlere seyahat edersin. Okullar, hastaneler... yaptırırsın. Olmaz. Olmaz. Olmaz. Ama korkma. Sebat et. Zamanla vicdanını da kandırırsın... İş adamının ağzından bu nakaratlar düşmez. Aslında ikna etmeye çalıştığı vicdanıdır. Vicdan. O başkalarının görmediğini gören, yüreğindeki bir çift göz... Ruhunu sattığın gün vicdanını da sattığını zannetme. Ruh satılır. Vicdanını ise yavaş yavaş boğmalısın. Bir köpek yavrusunu boğar gibi. 9



Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah, sizi kendisinden sakındırır... (A-li İmran Suresi, 30)

Peki neden kara klana dahil olan bir iş adamı ruhunu satmak ve vicdanını öldürmek zorundadır? Bunun nedeni, klanın söz konusu dünyasının sadece hile, sahtekarlık, acımasızlık ve bencillik gerektirmesidir. Aynı kitapta, bu karanlık dünyanın gerektirdiği ahlak şöyle tasvir edilir:
En büyük hile dürüstlüktür. En büyük yalanını, "ne kadar doğru konuşuyor, ne kadar dürüst ve açık bir adam" dedikleri zaman söylemelisin.
Yalancı ve ikiyüzlü olmalısın. Böyle olmadığına herkesi inandırabilmenin yolu, ilk önce kendini kandırmaktan geçer... Bir iş adamı hele, en tepelere oynayan bir iş adamı, ruhunu bir ömür boyu geri almamacasına terk eder.10
Kıskançlık birinci sınıf bir histir. Saldırganlık, şehvet veya gurur gibi... Kıskançlık en güvendiğin dürtülerinden biri olsun. Yaşat onu. Besle... Saldırganlık, hırs, kıskançlık gibi duygularına yabancılaşma. Kariyerini bu duygular besler. Yumuşakça dürtülerine, merhamete, sevgiye, hasrete yabancılaş. 11
Aynı kitapta söz konusu karanlık dünyaya girmenin en birinci şartı ise şöyle açıklanır: "Allah'ın varlığını ve birliğini inkar etmek."12 Kitabın yazarına göre bu karanlık dünyaya girmek isteyenler, ruhlarını, vicdanlarını ve Allah inancını terk etmek zorundadırlar.
Çünkü Allah'a inanan ve O'na karşı sorumluluğunun bilincinde olan bir insan; günahtan, zulümden ve her türlü ahlaksızlıktan kaçınır. Klanın karanlık dünyasının devam etmesi, klan üyelerinin aynen tarihteki sapkın kavimler gibi, Allah'ı inkar etmelerine bağlıdır.

 

 

 

 Klana göre, iş dünyasında başarılı olmanın yolu  ikiyüzlü ve acımasız olmaktır. Oysa Allah  Kuran'da insanlara dürüst, merhametli ve adil  olmayı emretmiştir.

Bu nedenledir ki, Allah'a olan inancı zayıflatmak ve son aşamada da tamamen yok etmek, klanın dünya çapındaki başlıca hedeflerinden biridir. Klan üyelerinin çoğu, bu gaflete girebilmek için, hiçbir şey düşünmeden yaşamayı, Allah'ın varlığını gösteren apaçık delilleri tamamen görmezden gelmeyi tercih ederler. Ancak klanın daha üst düzeydeki teorisyenleri, Allah'ın delillerini insanlardan gizlemek için bazı felsefe ve teorilere şiddetle ihtiyaç duyulduğunun farkındadırlar.
Kara klan ile Darwinizm arasındaki ilişkinin çıkış noktası da budur.


(Allah'tan) Sakınanlara: "Rabbiniz ne indirdi?" dendiğinde, "Hayır" dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır... (Nahl Suresi, 30)
Mülk, o gün yalnızca Allah'ındır. O, aralarında hükmedecektir. Artık iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler. (Hac Suresi, 56)

4. Drug Report 2000, United Nations Office for Drug Control and Crime Prevention
5. http://www.catw-ap.org/facts.htm
6. US Dept of Labor, Prostitution of Children, 1996
7. Kathlyn Gay, Child Labor: A Global Crisis, 1998, citing Joan J. Johnson, Teen Prostitution, 1992
8. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak, 20. baskı, 2001, s. 11
9. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak, 20. baskı, 2001, s. 11
10. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak, 20. baskı, 2001, s. 24-25
11. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak, 20. baskı, 2001, s. 39
12. Emre Yılmaz, Genç Bir İş Adamına, İlkkaynak, 20. baskı, 2001, s. 21